-
Administrator
Krizden Alınacak Ders: Sat, Ama Erken Sat
Krizden alınacak ders: "Sat, ama erken sat"
Uluslararası piyasalarda yaptığı değerlendirmelerin doğruluğuyla tanınan ünlü analist Whitney krizden çıkarmamız gereken dersi Financial Times'taki yorumunda uzun uzun anlattı.
İşte ünlü analistin o yorumu:
Kredi krizinden almamız gereken açık bir ders var: Sat ama erken sat. Ancak, Amerika bankaları geçtiğimiz 18 ay içerisinde yapmış oldukları hatalardan hiç ders almamış görünüyor. Çoğu zaman bankaların bu hataları kimin kurtulup kimin dibe vurduğunu bizlere gösteriyor.
2007 ve 2008 yılları boyunca, işletmelere hisselerini satma konusunda neden daha agresif davranmadıklarını sorduğum zaman, sıkça aldığım cevap, günümüz fiyatlarının çok düşük olduğu ve bu fiyatların hisselerin temel değerlerini yansıtmadığı oldu. Maalesef, onlar daha çok bekledikçe, hisselerin değeri daha çok düşüyor. Böyle bir strateji Merrill Linch ve Citigroup’a sermayelerinin yarısından fazlasına mal oldu. Lehman Brothers ve Bear Stearns olaylarında ise ana sermaye adeta buharlaştı. Bunlar sadece birkaç örnek, ama gerçekte bu durum birçok finansal kuruluşun başına geldi.
2008 süresince, yüzlerce milyar dolar, Amerikanın finans kuruluşlarına sermaye sağlama amaçlı piyasaya sürüldü fakat bu para değeri sürekli düşen sermayeye tutunma stratejisinin neden olduğu açığı kapatmaya ancak yetti. 2008’in dördüncü çeyreğine kadar ihtiyaç duyulan para, gönüllü yatırımcılardan karşılandı. Ancak, dördüncü çeyreğin başından itibaren, “troubled asset relief” programı ile, yeni paralar piyasa sürülerek sermaye elde edildi ve Amerikan vergi mükellefleri dolaylı olarak yatırımcı olmuş oldu.
Şimdi, ortalama bir vergi mükellefi kendini ne zaman altından kalkamayacağı bir borcun içinde bulsa, hacze uğramamak için, eşyalarını satmaya başlıyor (buna “yard sale” deniyor). Böyle durumlarda 15 dolara kayak takımlarını ya da 10 dolara plak koleksiyonunu satmak istemeyenler bile satmak zorunda kalabiliyor. Soru şu ki, Amerikan vergi mükellefleri hisselerine sahip olup da keyfini süremeyecekleri firmalara para sağlamak için neden eşyalarını satmak zorunda bırakılıyor?
Citigroup, bu durumu açıklamak için basit bir tablo çiziyor. Geçtiğimiz Cuma Citigroup’un yönetim kurulu başkanı Vikram Pandit, “Hisselerimizi satmak için acele etmiyoruz” dedi.
Bu açıklama, 51 milyar dolardan fazla içerde olan ve vergi mükelleflerinden 45 milyar dolarlık bir sermaye elde etmiş bir firmadan geliyor.
Ayrıca, Amerika’nın 38 eyaletinde şu an yeterli fon yok, daha şimdiden Kaliforniya ve Arizona’da 10 milyar dolar, geri kalan 36 eyaletin ise 2009 bütçelerinde toplamda 30 milyar dolardan daha fazla açık var.
Muhtemelen, otoyolları ve havaalanlarını satmak zorunda kalacaklar. Bunların değeri gösteriyor ki, Amerika bu tarz varlıkları özelleştirme konusunda destek veriyor.
Yatırım yapmak isteyenler içinse, ek işler ise para getiriyor. Yatırımcıların en sık sorduğu soru; ‘Eğer bir şeye sahip olsaydım ne yapmalıydım?’
Şu dakikada onlara pek yardımcı olamıyorum çünkü ben hiçbir şey almazdım. Onlara tek söyleyeceğim, yılın sonlarına doğru, yeni kombinasyonlara yatırım yapmak için birtakım şanslar olacak.
Yani demek istediğim şu ki, sistem hisseleri ortadan kaldırmaya zorlayacak, bu konuda tek söyleyebileceğimiz, bunu uzak bir zaman yerine, en kısa zamanda yapmaya ihtiyacımız olduğu.
Fon şirketleri, yabancıların daha agresif bir biçimde teklif vermesine yol açacak. Bu potansiyel yatırımcıların büyük kısmı düzgün bir bilançoya sahip ve eğer onlara uygun ödenek teminatları (uzun süreli ödeme garantisi) sağlanırsa, finansal sisteme sıcak para sağlayarak sistemi daha da parlatabilirler. Bu girişimciler “private-equity” firmaları ya da şu an bulunan kamu kuruluşları olabilir. Burada önemli olan, devletin ödenek teminatlarını sağlaması ve bankaların anaparayı yükseltecek ve mükelleflere rahatlama imkanı verecek malvarlıklarını satmaya zorlanması .
Şüphesiz, bu kayıplar daha da artacak. Bu yüzden hisse satışları iskonto edilmiş durumda. Tıpkı başlardaki teminat altına alınmış borçlar ve mortgage hisse senetleri gibi. Yine de geçmişe bakıldığında, bu”indirim”ler şirketlerin değer düşürmesinden sadece bir ay sonra oldu. Bir şirketin en değer kazandıran hissesini satması hiçbir şirket için hoş olmasa da, bu kredi krizinin bastırılması ve çoğu bankanın bilançolarını aşırı genişletmesi, ellerinde olan her şeyi satmalarını gerektirecek. Ortalama bir mükellefin en çok zorlanabileceği nokta da aslında bu!.
ALINTIDIR
Gönderi Kuralları
- Yeni konular açamazsınız.
- Konulara cevap veremezsiniz.
- Eklenti yükleyemezsiniz.
- Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.
-
Forum Kuralları
Bookmarks